“Kızım Misafirlerin Kolonyalarını Tazele.”


 Selam,


 Nasılsınız? Uzun bir aradan sonra, karantinanın 2. Sezonuna hal hatır sorarak başlamak istedim. 

Farketmişsinizdir ki bu dönem bizi çoğu eylemden mahrum bıraktı; hatır sormaya, konuşmaya, kahkaha atmaya, sohbet etmeye, gezmeye ve daha sayamadığım birçok şeye hasret kaldık.  Kimimiz sağlığıyla imtihan oldu, kimimiz mental olarak. Hal böyle olunca bu yoğun/stresli tempoda aklımıza takılan kaygılar kaçınılmaz oldu.


 Bu yazımda sizinle salgınla gelen ve yerleşen değişimlere nasıl uyum sağlayacağız, bu konuda hayata geçirmemiz gereken fikirler, yeni normaller ve konuyla bağlantılı olarak; ananelerimizi dönüştürmek üzerinde sohbet etmek istiyorum.


 Evet.

 Aklımıza kazınan bir cümle; maske, mesafe, hijyen ve tabi KOLONYA 

Aşı tam anlamıyla bulunup doğrulanana kadar -ki tahminimce bu uzun bir süreç- tek ilacımız bu üçlü. Ne kadar uyuyoruz tartışılır tabi. 

Oldukça dikkatimi çeken bir şey var. Gördüğüm 10 insandan 3’ü mutlaka bir şeyi eksik yapıyor. Ki bu kesimin asla akıllanabileceğini düşünmüyorum.

Ya maskesini burnundan aşağı indirmiş halde, ya çenesinde ya da hiç takmıyor. Tabi onlar da haklı(!) virüs bizi oral yolla ele geçiriyor, onları ise mental olarak ele geçirmiş durumda. E adam maskeyi burnuna takıp ne yapsın değil mi, virüs onu içten fethetmiş. 

Önceleri uyarırsak anlayış gösterir, düzeltir belki diye düşünüyordum. Hani bir umut. Zaman zaman uyardığım kişi sayısı da oldukça fazla. 

Fakat şimdi uyaranlar yoruldu, uymayanlar ise bir profesör edasıyla sokakta dolaşıyor. Dayanakları ne?  “Bana bir şey olmaz!” 

Hal böyle olunca vakalar ortalama 30 bini buluyor işte. Kurunun yanında yaşta yanıyor. Önlemelere uyanlar olarak, elimizden başka ne gelir? 

 Peki, ülkelerin bu konuda ki tutumu nasıl sizce?

Bu soruyu uzun uzun konuşmadan, tek cümleyle cevaplıyorum; küresel bir krize ulusal bir çözüm bulunamaz.* 


 Geçenlerde Tuğba Hacıbayramoğlu’nun bir yazısını okudum, “Eve gelene niye kolonya verilir sorusunun yanıtını 2020 yılında öğreneceğim hiç aklıma gelmezdi.” diyor. Çok hoşuma gitti. 

 Türk milleti olarak kolonyayla tanışmamız

 ll. Abdülhamit döneminin ilk yıllarında oldu. İlk kolonya üreticisi Ahmet Faruki ‘Eau De Cologne’ ye ‘kolonya’ adını vermiş. Gel zaman git zaman kolonya günümüze kadar değişikliğe uğramadan gelen gelenekler arasına adını yazdırmış. Her nesil bilir, 5-6 yaşlarında bayramlarda misafirler gelince ‘hadi kızım kolonya ve şeker tut’ cümlesiyle tanırız kolonyayı. Toplumun kült bir parçasıyken, şimdilerde ve hatta önümüzdeki uzun yıllar boyunca da yerini koruyacağını etkili bir biçimde anladık. Dolayısıyla #yeninormalimiz  misafirlere çay yerine kolonya tazelemek.

Güzel bir tabir oldu. 

 

 Kısaca,

birey olarak önlemlere uymazsak, toplum olarak etkileniriz. Daha önce de söylediğim; toplum bilinci bir kişiyle başlar, sonrasında kitlelere ulaşır sözüyle noktalıyorum.

 

 Daha kötü ne olabilir ki demeden, öğrenilmiş çaresizliğin üstesinden gelerek mutlak sonu değiştirelim. Çünkü en kötüsü dediğimiz şeyin bile daha kötüsü olabilir.


29.11.2020 / Pazar

Sevgiler 

Berru


*Bill&Melinda Gates Foundation, 2020 Goalkeepers Report 

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Durum Bildirimi: İstanbul

Hayallerinin Peşinde