Hayallerinin Peşinde


  Selam dostlarım, bu yazıda İzmir’den arkadaşım sevgili Ali bizimle antrenörlük yolculuğunu paylaşacak, zorlu yollardan geçmiş Ali, düşmüş kalkmış. Nihayetinde de istediğini elde etmiş. Yolun sonunda iyi ki çabalamışım diyor.. 
Şimdi. Yazıya geçelim..


 Herkese Merhaba, ben Ali Uludağ 

Bugün sizlere 19 yıllık yaşantımın son bir kaç senesindeki güzel heyecanlı bir o kadar zorlukların da içinde bulunduğu yaşantılarımdan küçük özetler anlatacağım.

Bazı erkekler için araba, bilgisayar oyunları, basketbol gibi hobi olarak edinen şeyler kimi zaman tutkuya dönüşebiliyor. Benim için ise tamamen bir tutku, bir aşk olan Futbol.

İlkokul ve Ortaokul zamanlarımda küçük plastik şişelere su doldurarak tanıştığım, ardından kendime bir top alıp hafta sonları boş okulumuzun bahçesinde boş kaleye şut atarak kendimi daha da aşıladığım bir sürecin hikayesi aslında böyle başlıyor.

Futbol eğitimimi resmi bir şekilde Altınordu Futbol Okullarında 1 sene kadar aldıktan sonra kendimi artık hazır hissetmeye başladım. Karşıyaka da amatör olarak 4 sene futbol oynadım. Ama zamanla fikirler değişebiliyordu, aynen bende de bu süreç başladı. O dönemler yaşımın 16-17 olmasına rağmen fazlasıyla maç izleyen, teknik adamların basın toplantısından sürekli bir anlamlar çıkarmaya çalışıyordum. Bu aslında Antrenör olmamın başlangıcıydı ...

Yaşım 18 olduğunda Türkiye Futbol Federasyonunun düzenlediği Antrenörlük kurslarına katılma olanaklarım tutuyordu. Fakat ben çok şüphe içerisinde bu kadar adayın içinden benim seçileceğimi tahmin edemiyordum. Senede sadece bir kez başvuru yapabiliyorsunuz ve sadece bir kurs düzenlenebiliyor. Sadece 30 kişi demek buda ...

Bir sabah kahvaltı yaparken her şey den habersizce telefonuma gelen e posta bildirimi ile dünyam değişti. Evet Antrenörlük kursunu almaya hak kazanmıştım, sadece 30 kişinin içinde bir genç ve sadece 18 yaşında ... 

Kursta benden sonra en küçük kişi 24 yaşındaydı durumu size böyle özetleyebilirim. Ama kararlıydım bilgi birikimime ve çalışma azmime güveniyordum. 2 gün süren eğitimin ardından Antrenörlük seviyesinin level 1 ini tamamlamış oldum. Ardından geriye tek bir şey kalıyordu çalışabileceğim, kendimi test edeceğim bir ortam ... 

Eski oynadığım amatör kulübümüzün başkanı ile görüşme yaptım, ona çok şey borçluyum hiç tereddüt bile etmeden bana U15 kategorisinde antrenörlük yapabileceğimi söyledi, ve evet artık Antrenörlük sürecim başlıyordu. Kendimden çok emin bir şekilde yeni oyuncularımla tanıştım aramızda çok çok az yaş farkı olmasına rağmen onlar benim tecrübeme ve bilgime güveniyorlardı. İnanılmaz saygılı ve çalışkan bir gruptu, onları asla unutamam. O adamlar benim ilk göz ağrımdı ...

Antrenmanlar çok keyifli geçiyor, ben kendimi hareket ve antrenman biliminde geliştirirken futbolcularımda aynı zamanda çok gelişiyordu, başkanımız arkamızdaydı bana gün geçtikçe takım daha ileriye gittikçe gözünde daha da değerleniyorduk. Maçlarımızı ve Antrenmanlarımızı izleyen hiç kaçırmayan amcalar bile gelip bizi ekipçe tebrik ediyordu. 

Maalesef tüm dünyamızın genel gündemde ki sorunu covid ülkemizi vurmuştu, ara vermek zorundaydık. Ben bu arayı kendi gelişimimde iyi bir yol izleyerek sürekli farklı farklı teknik adamlarla konuşup, onlardan bilgiler, çeşitli tavsiyeler alarak geçirdim. Teknik ve Taktik bilgimin sürekli üstüne koyarak bu arayı geçirdim ve yaz dönemi geldi. Bizim takım yaş sınırından dolayı yasak da olduğu için bende kendime çalışabileceğim ek iş buldum. 2 ay ek iş de çalışarak aynı zamanda cebimide para ile doldurmuş oldum, bilirsiniz hayatta ne olur ne olmaz derler. Ne tesadüf ki yine bir sabah yaz günü telefonum çaldı, bu benim ondan tavsiye duymaktan onu dinlemekten çok hoşlandığım Mehmet hocamdı. Kendisi Balıkesirspor'un kondisyoneri ve İstanbul Beşiktaş Futbol Okullarında Antrenör.

Telefonda kendisinin Beşiktaş Futbol Okulunu bırakacağını ve kendi koltuğuna benim geçmemi önerdi. Bu benim için müthiş bir haber. Sevinçle bu konuyu ailemle tartıştıktan sonra İstanbul'da Beşiktaş sürecim başlıyordu. Tabi bir de ayrılık vakti gerekiyordu, ilk göz ağrım takımımdan ayrılmalıydım, kısa bir konuşma ve başkanıma teşekkür ettikten sonra duygusal vedamız kimi için sevinç dolu, kimi için üzüntü doluydu. 

İçim kıpır kıpır bir an önce Beşiktaş eşofmanlarımı giyip sahaya çıkmak için can atıyordum ve sonunda o ana gelmiştik. Meslektaşlarım ile tanıştıktan sonra benim için ilk gün, vereceğim performans çok çok önemli, çünkü yerine geçtiğim insan ora da başarılı olmuş ve iz bırakmıştı. Böyle iz bırakmış ve başarılı olmuş adamın önerdiği antrenör olmanın tatlı baskısı üzerinizde tabi ki oluyor. Genel hayatta kendimi pek övmeyi sevmem ama soğukkanlı oluşum bu işte beni ön planda tutan bir durum.

Aslında beklenen iyi performansı ilk günden insanların ve futbolcuların gözüne sokmuştum. İşinde çok kaliteli ve tecrübeli olan birlikte mesai harcadığım Fatih hocam ilk günden sorumluluklar verip sahada ki yönetimi benim elime veriyordu. Bu her zaman size bir antrenör olarak özgüven kazandırır, işinizi sevdirir. Genel koordinatörümüz Mehmet hocamı arayıp beni övmüş ve ona teşekkür etmiş bunu hem ondan hem Mehmet hocamdan duymak beni çok mutlu etmişti, ve artık şunun yavaş yavaş farkındaydım futbolla bütünleşiyor ve hayallerime daha güçlü şekilde odaklanmam gerektiğine ...

Hayatta sevinçlerin yanında bir de hüzünler de ekleniyor, İstanbul gibi bir yere göre kazandığımın aksine pek geçinemiyordum bu durum gerçekten beni yıprattı, ayrılamıyorsun ama bir yandan da cebinde ki miktar azalıyor bu nereye kadar böyle gidecek diye kafayı yiyordum. Ailem İzmir' gelmem konusunda beni ikna etti fakat içim çok buruktu, ne umutlarla buraya gelmiştim sonu nasıl oldu ...

İzmir'e geldim ve adeta hırs yaptım, deli gibi iş araştırıyordum bu anlattıklarım henüz 2-3 ay önce yaşandı. İzmir de onlarca futbol okuluna başvurdum çoğundan maddiyat ve pandemi nedeniyle abone eksikliğinden olumsuz cevaplar aldım. Ama bir yer vardı ki adeta bana kapı açtı umutlar yeniden doğdu Galatasaray Futbol Okulu ...

Koordinatörü Osman Kömür hoca bana ilk görüşme de fazlasıyla ön yargılıydı, çünkü orada 8-9 yaş grubundan 18 yaş grubuna kadar oyuncu grubu vardı ...

Aslında haklıydı kendimden sadece 1 yaş çocuklar futbol oynarken ben bu yolu seçtim ama, o benim nasıl antrenör olduğumu bilmiyordu. Genel olarak zaten Antrenör hayatım insanların bana şaşkınlıkla ve başarılı bulmaları ile geçti diyebilirim. Ben antrenmanlara çıktım ve işimi yaptım gün sonunda Osman hocanın şaşkın bakışları arasında kendimi işe sokmayı başardım. Onun bana taktığı lakap ise Mourinho idi. Bilmeyenlere de Jose Mourinho Portekizli başarılı teknik adam futbolu amatör seviyede bile oynamadan antrenör olmuş, ve sayısız kupa kazanmıştı. Osman hocanın benzetmesi benim de çok az futbol geçmişim olmasına rağmen genç yaşta antrenörlük kariyerimde başarılı performansıma dayalıydı ...

Şuan bulunduğumuz ortam da sahalar ve yaş kısıtlamaları olduğu için yine evlerdeyiz. Kısaca toparlamam gerekirse bu yazıyı okuyan her bir kişinin hayallerinden asla vazgeçmemesini, insanların size karşı sunduğu ön yargıları veya baskıları kırarak umursamadan yolunuzda ilerleyin. Hayat kısa ve zamansız ileriye dönüp baktığınızda bazı şeylerin zamanı geçmiş olabilir, geç kalmış olabilirsiniz. Hayatta keşkelerinizin olmaması için lütfen ve lütfen zorlayın, zorlanın ama bir şekilde ulaşın.

Benim yolum bu Sevgili arkadaşlar, hala çalışmaya ve gelişmeye devam. Belki bu yazı burada kalacak ve 10 sene sonra baktığımızda o başarı dolu kariyerin temeli bu yaşantılarım olacak, zor zamanlardan geçtim, yıprandım, yoruldum ama asla vazgeçmedim. Hepimiz hayallerimize giden yolda başarısız olsak bile en azından uğraştık ve çabaladık diyelim. Keşkelerimiz olmasın yeter.

Antrenörlük konusunda ve futbol yolunda bana soru sormak veya başka şeyler için instagram üzerinden ulaşabilirsiniz. ( alii.uludag ) hesabım. 

 Son olarak bu yazıyı yazmamda öncü olan Berru Altuncuoğluna teşekkürler. Ona da herkesin önünde kariyer hedeflerinde başarılar diliyorum. Onun gibi biriyle tanıştığım için çok şanslıyım.

  Bilgi - Güven - Cesaret her zaman sizinle olsun saygılar ... 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Durum Bildirimi: İstanbul

“Kızım Misafirlerin Kolonyalarını Tazele.”